İNSAN BİLİNCİNE DAİR YENİ PARADİGMA

 

NLP

1970’li yılların başında, dilbilimci John Grinder ile matematikçi Richard Bandler, başarıyı yaratan faktörleri merak ettiler. Neden bazı insanlar başarıyı yaratabiliyorlar ve bazıları ise yaratamıyorlar. Başarılı olanları diğerlerinden ayıran şey neydi?

Ve birbirinden farklı alanlarda çalışan, ama çok başarılı oldukları kanıtlanmış insanları incelemeye başladılar. Bunlardan bazıları, Virgin Satir (Aile Terapisti), George Bateson (Antropolog), Fritz Persl (Gestaltın kurucusu), Milton Erickson (Modern hipnoterapinin kurucusu)’dır.

Ve giderek farkına vardıkları şey, başarı ne kadar özgün bir süreç gibi gözükse de, ne kadar kişiye özel gözükse de, başarılı olan insanlar ortak bir ana kalıp kullanıyorlardı. Çoğu kez kendilerinin de farkında olmadıkları bir strateji uyguluyorlardı. Ve nüanslar ne kadar zengin olsa da, başarının stratejisi ortak bir ana kalıba oturuyordu.

NLP, başarı stratejilerini modellemenin mümkün olduğu önermesinden doğdu. Önerme şuydu. Başarı modellenebilir. Ve bir alandaki başarılı kişi modellenerek, en az onun kadar başarılı olmak mümkündür.

Bu önermenin dayandığı bilimsel öncül şu idi. İnsan biyolojik bir yapıdır. Ve tüm fonksiyonları, “nörolojik” (sinir sistemsel) süreçlerdir. Hepimiz doğuştan aynı nörolojik formasyona sahip olduğumuza göre, sonuçta başarı ya da başarısızlığı belirleyen, nörolojik yapımızı kullanabilme kapasitemizdir. NLP’nin N’si (Nöro) buna işaret eder.

İçimizdeki dünyayla ve dışımızdaki dünyayla ilişki içindeyken, kullandığımız aracı sistem “dil yapılarıdır”. Nörolojik yapımızın şimdiki girdi ve çıktı üretme yeteneği, onu halihazırda nasıl “programladığımızla” ilgilidir. Dil yapılarını kullanarak, nörolojimizi şu anda hangi dünyayı yaratmak istiyorsak, onu yaratacak şekilde programlıyoruz.

NLP, (Nöro Linguistik Programming), ya da “sinir dili programlaması”, nörolojimizin yeni algı düzeyleri ve sonuçlar üretme kapasitesinin bir sınırı olmadığını, ona bu sınırı, Dil yapılarını kullanarak, bizim verdiğimizi öncüller.

Başarılı bir insanı modellemek demek, aslında, bizi aynı alanda başarısız kılan programımızı fark etmek ve onu bizi başarılı kılacak bir diğer programla değiştirmek demektir.

“Koşullarımızın kurbanı değil, yaşamlarımızın mimarıyız” deyişi bu durumu çok güzel açıklıyor.

Modern insanın en büyük sınırlayıcı varsayımı, dış koşulların seçeneklerini daralttığı ve yarışa çok geriden başladığı ve haksız rekabete maruz kaldığı hakkındadır.

NLP ye göre bu varsayımın kendisi en büyük sınırlayıcı varsayımdır.

NLP Platformu, ne kadar bize öyle gelmese de, insanın, yarattığı hayatı, nörolojisini programlayarak kendisinin belirlediğini yüzeye çıkarır. NLP, insanın yüzey yapıdaki çalkantılı varoluşunun, derin yapısındaki nörolojik programlamayla ilgili olduğunu açığa vurur. Ve bu süreç, aynı zamanda istenen başarıyı ya da sonucu yaratmak için gerekli yeni programın ne olduğunu da ortaya koyar.

NLP’de ilginç olan, nörolojiye yeni seçenekler kazandırmanın, zor olmayıp çok kolay olduğudur. Bu süreç, insanın kendi algı ve farkındalığıyla boğuşmasını gerektirmez. NLP’de geliştirilen dil ve davranış kalıplarının doğrudan uygulanmasıyla nörolojik proses, farklı duygu, düşünce ve davranış seçenekleri üretecek şekilde yeniden düzenlenir.

Bu çok iddialı görünebilir. Ama insanın, tüm duygu düşünce ve davranış süreçlerinin nörolojik düzeylerden ibaret olduğunu fark edersek, iş değişir. Ve önümüze yeni ve olağandışı bir seçenek çıkar. İnana geldiğimiz her şey, nörolojik bir seviye ya da kombinasyon ise, neden kendimiz ve dünya hakkındaki algımıza yeni seçenekler kazandırmayalım. Ve bu yeni seçeneklerin yarattığı duygu ve davranış kalıpları bizi başarılı ve mutlu kılacaksa, kendimizi neden yeniden programlamayalım.

NLP ye göre, insanlar yaşadıkları hayatı, tüm acısına sıkıntısına karşın anlamlı bulurlar. O yaşam ıstırabına değmektedir. Umut etme ve ıstırap döngüsü yeterince doyurucu bir anlam üretmektedir. Çekilen korkular ve ıstıraplar umudun maliyetidir. Ve çekilmelidir. Ve bu durumda tabi ki değişim isteği doğmayacaktır.

Çünkü benlik yapımız bize en derin illüzyonu sunmaktadır. Ve hayatımıza anlam katmaktadır. Değişim benlik yapımızda gerçekleştiğinden, onu dönüştürmek için NLP’yi kullanırken, inanç ve değerler sisteminin dönüşmesi kaçınılmazdır.

NLP de ilginç olan diğer bir şey ise, insana, kuantum mekaniğinde var olan özne-nesne ikiliğini aşmış bir tanıklıkla bakabilme becerisini geliştirmiş olmasıdır.

NLP, insan bilincine dair yeni bir paradigma!

NLP 21. yy’da sadece kişisel gelişimi değil, Kurumsal gelişimi de içine alan bir etkinlik alanına sahip. NLP, İnsan uygarlığının, üzerinde yükseldiği anlayış kalıplarını neden öyle ürettiğini insan bilincinin derinliklerinde buluyor. Problemi kaynağında çözüyor!

NLP, insan bilincinin doğasını anlamaya yönelik öncü platformlardan biri oldu. Ve NLP, 21. yy’da, bu alandaki büyük dönüşümlere de rehberlik edecek gibi.

NLP Temel Eğitim Kursu ile amaçladığımız üç hedefi elde etmektir.

Birincisi, NLP nin neden işlediğine dair bir farkındalık yaratmak. Katılımcı böylelikle uygulama için gerekli olam asgari güveni elde edecektir.

İkincisi, temel NLP tekniklerini uygulama yeterliliği kazanmak; bütün dünyadaki nlp merkezlerinde ortak olarak kullanılan ve çalıştığı kesinleşmiş nlp tekniklerini kendi başına uygulama yeterliliğinden söz ediyoruz.

Üçüncüsü, NLP tekniklerini uygulamak için gerekli motivasyonu kazanmak. Çünkü kursun süresinin ötesine taşmayacak bir motivasyon sonuç almayı yarıda bırakacaktır. Öyleyse motivasyonu kurs süresince yaratmak kritik önemdedir.

NLP Temel Eğitim Kursu bu üç amacı gerçekleştirdiğinde hedefine ulaşmış sayar.

 

 
WebSayfam Domain, Hosting, Web Tasarım ile Web Sitesi Çözümleri